
Muharrem İnce’nin eski Ekonomi Bakanı ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a yönelik değerlendirmeleri gündem oldu.
Muharrem İnce sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak eski Ekonomi Bakanı ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan dönemindeki ekonomi politikalarını, özelleştirmeleri, kamu kadrolarını ve alınan bazı kararları eleştirdi.
Ali Babacan’ın uzun yıllar boyunca Türkiye’de “ekonomiyi bilen adam” olarak tanıtıldığını savunan Muharrem İnce tepkisini dile getirdi. Muharrem İnce, Ali Babacan döneminin yalnızca enflasyon ve kamu borcundaki düşüş üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Muharrem İnce yapmış olduğu açıklamada: “Ali Babacan yıllarca Türkiye’ye “ekonomiyi bilen adam” olarak anlatıldı. Gerçekte ekonomi eğitimi almamıştı, göreve geldiğinde bürokraside bir tecrübesi yoktu.
Sessizdi, sakindi, çok konuşmazdı. IMF programını uyguluyor, mali disiplinden söz ediyor, rakamları düzgün anlatıyordu. Böylece bir “temiz ekonomici” imajı oluştu.
Kemal Derviş’in hazırladığı ekonomik program Babacan’dan önce başlamıştı. Bankacılık reformundan kamu maliyesine, özelleştirmelerden sosyal güvenliğe kadar birçok temel düzenlemenin çerçevesi zaten çizilmişti.
Babacan bu programın başına geçti ve büyük ölçüde uyguladı.
Elbette bir programı başarıyla uygulamak da iştir. Ancak Türkiye ekonomisini baştan aşağı yeniden kuran kişinin Babacan olduğu yönündeki anlatı, dönemin bütün bilançosunu açıklamıyor.
Çünkü bilanço sadece düşen enflasyondan ve azalan kamu borcundan ibaret değil. Üretim yapısı, dış kaynak bağımlılığı, cari açık ve tasarruf oranları da aynı dönemin parçası.
Asıl mesele şu:
Mevcut program uygulandı; peki Türkiye’nin kronik yapısal sorunlarını çözmek için ne yapıldı?
Babacan döneminde hangi büyük yapısal dönüşüm gerçekleştirildi?
Türkiye’nin üretim yapısı değişti mi?
Cari açık sorunu çözüldü mü?
Dış kaynak bağımlılığı azaldı mı?
Tasarruflar arttı mı?
Katma değerli üretimde ciddi bir sıçrama oldu mu?
Sermaye piyasaları derinleşti mi?
Yoksa hazır bir programın olumlu sonuçlarını, dünyadaki likidite bolluğunu ve Türkiye’ye giren sıcak parayı kullanarak günü kurtaran bir ekonomi yönetimi mi ortaya çıktı?
Bu soruların yanında bir de imzaladığı kararlara bakmak gerekiyor.
2011 tarihli 2011/2033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ham petrol ve jet yakıtının Türkiye üzerinden taşınmasına ilişkin düzenleme yapıldı. Kararın altında Ali Babacan’ın da imzası vardı. Sonrasında Powertrans, Irak petrolü ve Türkiye’nin taraf olduğu tahkim süreci gündeme geldi. Bu kararın Türkiye’ye faturasının 3-3,5 milyar dolar olduğu söyleniyor.
Özelleştirmelerde de benzer bir tablo var.
2012 tarihli 2012/3240 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Eti Alüminyum, Kuşadası ve Çeşme limanları, SEKA Balıkesir ve Tüpraş hisseleri gibi önemli kamu varlıklarıyla ilgili yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin düzenlemeler içeriyordu. Konu daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin önüne kadar gitti.
Fabrikalar, limanlar ve stratejik şirketler söz konusuydu.
Kamu varlığının neden satıldığı, hangi koşullarda satıldığı, satışın hukuki süreci ve yıllar sonraki ekonomik sonucu birlikte değerlendirildiğinde bu satışların özelleştirmeden çok peşkeş çekmek olduğu anlaşılmaktadır.
Bir başka başlık da kadro meselesi.
15 Temmuz sonrasında çok sayıda bürokrat FETÖ soruşturmaları kapsamında görevden uzaklaştırıldı veya ihraç edildi. Babacan döneminde ekonomi bürokrasisinde görev yapan isimlerin çoğunluğu sonraki yıllarda bu soruşturmalara konu oldu ve kamu görevinden atıldı.
Bir bürokratın yıllar sonra ihraç edilmesi, onu atayan kişinin örgüt bağlantısını bildiğini veya kendisinin örgüt üyesi olduğunu kanıtlamaz. Ama liyakat ve kadro tercihlerini sorgulama ihtiyacını da ortadan kaldırmaz.
Devlete bürokrat atamak sadece bir makam dağıtımı değildir. O kadroların niteliği, devletin yıllar sonraki kapasitesini belirler.
Kimler hangi görevlere getirildi, hangi ölçütlerle yükseldi ve 15 Temmuz sonrasında bu kadroların akıbeti ne oldu?
Nitekim Babacan hakkında 2019’da FETÖ bağlantıları konusunda suç duyurusunda bulunulmuş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermişti (Neden?).
IMF programını uygulamak bir başarı olabilir. Mali disiplini korumak da önemlidir. Kamu bankalarını yeniden yapılandırmak da.
Ama bütün bunların yanında şu da sorulmalıdır:
Türkiye’nin gelecekteki ekonomisini kuracak hangi kalıcı dönüşümler yapıldı?
Mevcut programı uygulamakta başarılı olan bir ekonomi yönetimi vardı; fakat Türkiye’nin kronik yapısal sorunlarını çözmeye dönük özgün ve kalıcı bir dönüşüm aynı ölçüde ortaya konulamadı.
Bu yüzden Babacan dönemini yalnızca “IMF borcunu bitiren, enflasyonu düşüren ve kamu borcunu azaltan ekonomi yönetimi” anlatısıyla kapatamayız.
Yapısal sorunlara ele atmadı. Liyakatsiz kadroları cemaat bağlantıları ile makamlara getirdi. Bağımsız kurulları zayıflattı. Kamu bankalarını iktidarın emrine verdi. Bugünlerde yaşadığımız ekonomik sıkıntıların temeli o günlerde atıldı.
Ondan sonra gelenlerin adam olmaması onu kendiliğinden Abdurrahman Çelebi yapmaz !” ifadelerine yer verdi. (E.H. Ceylan Terzi)
Gündemi takip etmek için internet sitemizdeki diğer haberlere göz atabilirsiniz.
? Sık Sorulan Sorular
SON DAKİKA HABERLERİ
NEWS
28 Eylül 2026Kırklareli Merkez Canlı Seçim Sonuçları!
NEWS
28 Eylül 2026İYİ Parti’den Sürpriz Belediye Başkan Adayı!
NEWS
28 Eylül 2026İsrail Ordusu, Gazze’de Hamas’a Ait 21 Noktayı Vurduğunu Açıkladı!
NEWS
28 Eylül 2026Covid Geri Dönüyor! Uzmanlar Tedirgin!
SPOR
28 Eylül 2026Filenin Sultanları Olimpiyatlarda!
NEWS
28 Eylül 2026Kovid-19’un Eris Varyantı Türkiye’de Görüldü!
NEWS
28 Eylül 2026Meral Akşener Tüm Siyasi Partilere Seslendi “Her Birimiz Ayrı Ayrı Seçimlere Girelim”
KATEGORİNİN POPÜLERLERİ
-
1
Türkiye’de Beklenen Büyük Deprem İçin Kritik Uyarı!
-
2
Engelliler Devlet Desteğiyle Süs Eşyası Üretimi ve Robotik Kodlama Öğreniyor
-
3
Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Salcano Bisiklet Firmasında İncelemeler Yaptı
-
4
Baba Vanga ‘nın iki Kehaneti Gerçekleşti!
-
5
2026’ya Dair Şaşırtıcı Kehanetler: Dünyayı Neler Bekliyor?



