
20 Ağustos 2025 Çarşamba

Biliyorsunuz ki ülkemizde her geçen gün bir kadın daha katlediliyor. Sadece kadınlar değil çocuklara ve hayvanlara yapılan zulümler de bunun cabası. Bir kadın olarak söylüyorum bazı şeyler bu kadar basit olmamalı. Canımızı bir sinirle alan caniler hiçbir şey olmamış gibi bir kravat takarak Hâkim karşısında boynunu büküp “ben pişmanım”, “namusumu temizledim Hâkim Bey” diyerek ceza alıyor. Şimdi siz bana hangi adaletten bahsediyorsunuz?
“HAYIR” DEMEK “EVET” DEMEK DEĞİLDİR!
Bu ülkede katillere, kadın cinsel ilişki teklifini reddetti diye “Haksız Tahrik İndirimi” yapılıyor. Biz bir kadın olarak ya da genç bir kız olarak karşımızdaki kişiye hayır dediğimiz için öldürülüyoruz…
Bu Ülkede kadınların hayatı neden önemsenmiyor. Katilin alacağı ceza düşürülüyor ama kadınların yaşama hakkı görmezden geliniyor! Ölen onca genç kadının, onca çocuğun ya da genç kızın hayalleri, hedefleri ve yaşamak için sebepleri vardı. Ancak hâkim maktulün değil tecavüzcü katilin sebeplerini haklı buluyor.
ÖLMEK DEĞİL İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ!
Kocası ya da sevgilisi tarafından öldürülen onlarca genç kız ve kadın yaşmak istiyordu. Bu ülkede insanca yaşamak bu kadar mı zor? Hatırlayın on sekiz Ağustos iki bin on dokuz yılında Emine Bulut eşi tarafından çocuğunun gözü önünde cinayete kurban gitti. Ölmeden önce söylediği sözler “BEN ÖLMEK İSTEMİYORUM!” oldu.
İzmir’de beş yıl önce öldürülen Ceyda Yüksel’in ailesi kızları için yıllardır hukuk mücadelesi veriyordu. Katile verilen haksız tahrik indirim kararını aile Yargıtaya taşıdı. Ancak ne kadar acı ki Yargıtay birinci mahkemesi de kararı onayladı! Ceyda Yüksel’in katili bunun üzerine kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası almak yerine on sekiz yıl indirimli ceza aldı!
Bu ülkede artık gerçek adaletten bahsetmek istiyoruz! Cezaların çekildiği, katillerin bir kravat takarak pişmanım lafı üzerine indirim aldığı bir hukuk sistemine güvenimiz kalmadı. Bir kadın sarhoşken istismara uğruyor, hayır diyemediği için hâkim evet sayıyor. Burada bir adaletten bahsedebilir miyiz? “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.” İşte biz böyle bir Ülkede yaşamak istiyoruz.

Sevgili okuyucularım bugün sizlere gündem hakkında karşıma çıkan ve beni gerçekten şaşırtan bir konu hakkında yazımı yazmak istedim. Hepiniz biliyorsunuz ki geçtiğimiz gün sahte diploma çetesi konusu karşımıza çıktı. Yapılan araştırmalarda onlarca insanın internet üzerinden vb. başka sitelerden sahte diploma başvurusu sonucu üniversite okumadan diploma sahibi olabilmeleri gündeme geldi. Ülke gündemi bir anda sahte diploma skandallarıyla çalkalanmaya başladı.
Sizce bu ne kadar mantıklı ya da ne kadar sağlıklı?
Ülkede onlarca insanın emeklerinin karşılığını alamadıklarını düşünüyorum. Mesela üniversite okumamış bir vatandaşın karşısına çıkan bir siteden diploma alabilmesi ne kadar doğru? Okumadığı bir bölümden mezun gösterilmiş, girmediği bir sınavdan geçer not almış birine ben üniversite mezunuyum diyerek işe başlaması…
Bunun gibi karşımıza çıkan ve örnek verebileceğimiz onlarca meslek grubu var.
Bu kişiler istedikleri gibi okumadan Avukat, Doktor, Mimar vb. meslek gruplarına girip çalışabiliyorlar.
Ülkemizde neden buna dikkat edilmiyor?
SAHTE DİPLOMA ÇETESİ TUTUKLANDI MI?
En son yapılan araştırmalarda sahte diploma çetesinden 37 kişi tutuklandı. Alınan bilgilere göre bu konunun ilk duruşması 12 Eylül’de görülecek.
E-İMZA NE KADAR GÜVENLİ?
Türkiye 2004 yılında 5070 sayılı kanunu çıkarttı ve çıkan bu kanunla birlikte elektronik imza vb. şeyler hayatımıza girdi. 2005 yılında ise e-imza konusu gündeme gelerek kabul görüldü. Peki bu süreçte gündemde olan sahte evrak, diploma ve e-imza kopyalama durumları nasıl oluşmaya başladı.
Bizim bilgilerimiz nasıl güvenli bir şekilde korundu? Ya da korunabildi mi?
Bu ülkede BTK Başkan ve Başkan yardımcısının e-imzası kopyalanabiliyorsa bizim de imzalarımız kopyalanıp kullanılabilir. Ülke olarak sahte olan her şeyi yapabiliyoruz. Ne kadar acı bir durumun içindeyiz insanlar para karşılığı diploma alabiliyor, BTK Başkanı’nın imzasını rahatlıkla kopyalayabiliyorlar. Türkiye’de onlarca insanın hakkına girmek nasıl bu kadar kolay olabiliyor?
TÜRKİYE’NİN DİJİTAL EGEMENLİĞİ SALDIRI ALTINDA!
Sahte diplomalar, sahte e-imzalar derken bir de karşımıza değiştirilen ehliyet sınav puanları çıktı. Ehliyet sınavına girip sekiz alan bir vatandaşın normal şartlarda sınavdan kalması gerekirken nasıl oluyor da yetmiş puan almış gibi gösterildi? Direksiyon sınavından kalan bir öğrenci nasıl oldu da ehliyetini alabildi? Birilerinin artık bunu açıklaması lazım araç kullanmak kolay gibi görünse de zorlukları var ehliyetsiz araç kullanmanın bir cezası olduğunu herkes biliyor ve buna rağmen işin kolayına gidip sahte ehliyet alan vatandaşlar var bu ülkede!
Nasıl bu hale geldik? İnsanlar ülkede sessiz kala kala her şeyi göz ardı mı ediyor anlamıyorum. Ülke git gide kötüleşemeye devam ediyor. Biz şu an bunları yaşıyorsak ilerleyen süreçlerde daha başımıza neler gelir diye düşünmeden edemiyorum. Artık bir şeylerin kökten değişmesi lazım. Yapılan yanlışların düzeltilmesi bilgilerimizin korunması gerekli. Kimsenin hakkına girmeden torpil ya da amca, dayı, hala olmadan herkesin kendi hakkıyla bir yerlere gelmesi gerekiyor. Bilgilerimiz korunmalı sizlere bunu söylerken bile ne kadar gülünç bir durumda olduğumuzu daha iyi anlıyorum aslında.
Bu kadar olaya rağmen bu sessizliğin nedeni nedir bilmiyorum ama alışmış kudurmuştan beterdir mi denir ne denir yanıtı siz verin.
Şimdi neden diye soracaksınız hemen söyleyeyim. Bu ülkede BTK Başkan ve Başkan yardımcısının imzaları kopyalanıyor, sahte diplomalar, sahte ehliyetler havada uçuşurken ülkede yaprak bile kıpırdamıyor. İşte bu yüzden…

Çerkezköy Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü personeli tarafından şehit aileleri ziyaret edildi.
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110. Yıldönümü ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla Çerkezköy Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü personeli kentteki şehit ailelerini ziyaret ederek, Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’a selam ve saygılarını ilettiler.
TÜM ŞEHİTLERİMİZE MİNNET DUYUYORUZ
Şehit ailelerini her zaman olduğu gibi bu anlamlı günde de yalnız bırakmadıklarını belirten Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, Çerkezköy Belediyesi olarak şehitleri ve değerli ailelerini hiç bir zaman unutmadıklarını belirterek “Çerkezköy’de yaşayan her vatandaşımızın şehitlerimize, siz değerli şehit ailelerine minnet ve vefa borcu var. Bu anlamlı ve son derece önemli günde sizleri ziyaret etmek ve varsa sorunlarınızı, sıkıntılarını dinlemek, taleplerinizi almak istedik. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her zaman yanınızda olacağız. Her türlü sorun, istek ve taleplerinizde sizlere bir telefon kadar yakınız” ifadelerini kullanarak Çanakkale Savaşlarında ve ülkenin dört bir yanında şehit olan tüm vatandaşlarımıza minnet duygularını ifade etti.
TEŞEKKÜR ETTİLER
Kentte ikamet eden şehit ailelerine yapılan ziyarette, bir sıkıntı ve taleplerinin olup olmadığı soruldu ve şehit ailelerimiz hakkında bilgiler alınarak Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’a selamları ve hediyeleri iletildi. Böylesine anlamlı günde Belediye personelimizin ziyareti ile onurlandıklarını ifade eden şehit aileleri ise çalışma arkadaşlarımıza teşekkürlerini ileterek, memnuniyetlerini dile getirdiler ve Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ın her zaman kendileri ile yakından ilgilendiğini belirterek, “Sayın Belediye Başkanımız Vahap Akay bizler ile yakından ilgileniyor ve alakalarını esirgemiyor. Kendisini bir evladımız gibi görüyoruz. Hediyeleri ve ziyaret için teşekkürlerimizi sunuyoruz” dediler. (Çerkezköy Belediyesi)
Gündemi takip etmek için internet sitemizdeki diğer haberlere göz atabilirsiniz.

Son yıllarda ülkemizde yaşanan felaketler ve sosyal sorunlar giderek artıyor. Yaşanan olaylar, yapılan yanlışlar her geçen gün insanları daha fazla etkiliyor. Peki, bunlar neler? Türkiye’de yaşamanın zorlukları arasında geçim sıkıntısı, siyasi çalkantılar, artan muhafazakârlık, çocuk ve kadın istismarları gibi birçok mesele var. İnsanlar artık sessizleşiyor. Oysa daha önce de söylediğim gibi, sustukça sesimizi daha da bastıracaklar.
Günümüzde fikir özgürlüğü neredeyse yok denecek kadar azaldı. İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten çekinir hale geldi. Öyle ki yaşanan olaylara tepki göstermek bile risk taşır oldu. Oysa tek isteğimiz, özgür ve adil bir toplumda yaşamak. Ancak bunu başaramıyoruz.
Ekonomik Sıkıntılar ve Gerçekler
Ekonomik sıkıntılar artık hayatın her alanında kendini hissettiriyor. Alım gücünün iyi olduğunu söyleyenler var. Peki, bu ne kadar doğru? Eğer gerçekten iyi bir alım gücümüz olsaydı, insanlar bu kadar zorlanır mıydı? İşsizlik artarken, maaşlar enflasyon karşısında erirken, her geçen gün daha fazla insan geçinmekte zorlanıyor.
Ekonomik durumu iyi olanlar için yapılan zamlar veya verilen maaşlar pek fark yaratmayabilir. Ancak toplumun büyük bir kesimi asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bir aile, asgari ücretle nasıl ev geçindirebilir? Çocuk okutabilir mi? Faturalarını ödeyebilir mi? Gerçek şu ki, çoğu bunu başaramıyor. İşte tam da bu yüzden insanlar kötü yollara başvuruyor, intihar vakaları artıyor. Bunlar, bu ülkede yaşanan acı gerçekler.
Kırklareli gibi küçük bir şehirde bile kira fiyatları giderek yükseliyor. 2024 itibarıyla asgari ücret 22.104 TL olarak belirlendi. Ancak şehirde ortalama kira fiyatları 20 bin TL’ye ulaşmış durumda. Peki, asgari ücretli biri bu kirayı nasıl ödeyebilir? İki kişi çalışsa bile geçinmek neredeyse imkânsız hale geliyor.
Geçtiğimiz günlerde gençlere “Neden evlenemiyorsunuz?” diye sorduk. Aldığımız yanıtların büyük çoğunluğu geçim sıkıntısıyla ilgiliydi. Eskiden bir aile kurmak, bir ev almak ya da düğün yapmak daha ulaşılabilir hedeflerdi. Bugün ise birçok genç, ekonomik zorluklar nedeniyle evlilik hayallerinden vazgeçmek zorunda kalıyor.
Sonuç olarak, yanlış ekonomi politikaları ve alınan hatalı kararlar, toplumun büyük bir kesimini giderek daha da zor bir yaşam koşuluna sürüklüyor. Artık bazı şeylerin düzelmesi ve gerçeklerin görülmesi gerekiyor. Yapılan zamlar, verilen maaşlar gerçekten yeterli mi? Enflasyonu durdurmak için maaş artırmak ne kadar mantıklı? Maaşlar artarken, aynı hızda fiyatlar da yükseliyorsa, bu kısır döngüden nasıl çıkacağız? Sorulması gereken asıl soru bu.
Sessiz kaldıkça, görmezden geldikçe, sorunlarımız daha da büyüyecek. Artık konuşmalı, çözüm üretmeli ve geleceğimizi şekillendirmeliyiz.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın hatalı politikaları nedeniyle Türkiye’nin tarımda kendi kendisine yeten bir ülke olma unvanını kaybettiğini vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Yerel Yönetimlerde Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım Konferansına katıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın hatalı politikaları nedeniyle Türkiye’nin tarımda kendi kendisine yeten bir ülke olma unvanını kaybettiğini vurguladı. Aylık gıda harcamalarının tavan yaptığını da vurgulayan Özel, “Türkiye’de dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması, Türk-İş’in deyimiyle yeni açlık sınırı, 19 bin 830 lira. Bugün asgari ücret 17 bin lira, açlık sınırı 19 bin 830 lira. Bir kişi çalışıyorsa, o evde tek başına bile olsa zaten maaşı kiraya verse aç kalır, karnını doyursa sokakta kalır. Dört kişilik bir ailede dördü birden aç kalıyor. İki kişi çalışmıyorsa, açlık sınırının altındalar, kira ödemiyor olsalar bile” dedi. (İ.Bayraktar)
Gündemi takip etmek için internet sitemizdeki diğer haberlere göz atabilirsiniz.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.