
Yıllardır ülkemizde “Kürt Sorunu” adı altında tartışmalar yapılıyor. Terör örgütü PKK ile mücadele yıllardır sürüyor. Akan kan dursun diye yapılan tartışmalarda “Kürt Sorunu” masaya yatırılıyor.
Sevgili okurlarım ben otuz yedi yaşındayım. Yaşadığım hayat bana şunu öğretti ki bu ülkede Türk ve Kürt vatandaşlar arasında hiç bir sorun yok. Son günlerde yaşadıklarımız bunun en büyük kanıtıdır.
Ben hayatım boyunca Kürt kökenli vatandaşlarımızın dükkanlarında kebap yedim. Cafelerinde çay içtim. Kürt kökenli arkadaşlarım, öğretmenlerim, komşularım oldu. Şu an hayatımda ki kadın da Kürt kökenli… Şunu kabul etmeliyiz ki bu ülkenin vatandaşları arasında bir ayrımcılık yok. Şu an afet bölgesinde yardım ettiğimiz insanların etnik kökenine mi bakıyoruz? Tabi ki hayır. Bazı hayalperestlerin Türkiye’den koparmak istedikleri bölge şu an afet bölgesi sevgili okurlarım.
Ancak hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnik kökenden gelirse gelsin hepimiz gözyaşı döküyoruz. Hepimizin içi acıyor. Bir süredir gerginlik yaşadığımız Yunanistan afet sonrasında ilk yardıma koşan Ülkelerden biri oldu. Birçok açıklamasında “Türk kardeşlerimiz” şeklinde tanımladılar bizi… Demek ki bizi birbirimize düşman eden bizleri ayrıştıran siyasetten başka bir şey değil. Hepimizin idealleri var.
Hepimizin hayalleri var. Hepimizin aslında kısacık bir ömrü var…
Zaten benim ne problemim olur ki Rojda ile ya da Andreas ile… Eline gücü alan ve kendi idealleri doğrultusunda koyduğu hedefleri gerçekleştirmek isteyen siyasilerin yarattığı sorunlarla biz neden boğuşuyoruz.
Kısacası bu ülkede tek bir sorun var arkadaşlar o da Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal devlet olamaması. Ülkemizin güney doğusu başta olmak üzere birçok bölgemizde refaha ulaştıramadığımız ve eğitemediğimiz insanlar var.
Cumhuriyetimizin yüz yıl sonra da olsa sosyal devlet olmayı artık başarabilmesi şarttır. Vahşi kapitalizmin kucağına yuvarlanan güzel ülkem sadece şirketlerin, iş adamlarının ülkesi değildir.
Birileri astronomik olarak zenginleşir iken vatandaşlarımız gün gün fakirleşmektedir. Cumhuriyetimizin en büyük girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri Tekrar açılmalı ve kırsal hayat kalkındırılmalıdır.
Eğitim ve sosyal hizmetler kırsala ulaşmadığı sürece bu ülkede cehalet bitmez. Cehaletin olduğu yerde mutlaka o cahilleri kendi menfaatleri için yöneten zalimler olacaktır. Bu ülkenin insanları arasında hiç bir düşmanlık ve ayrımcılık yoktur. Geldiğimiz noktada muhafazakar vatandaşlarımız üzerinden de bir takım manipülasyonlara şahit oluyoruz. Sanki tüm muhafazakarlar şeriat istiyormuş gibi ya da
muhafazakarlar cumhuriyet ve Atatürk düşmanıymış gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Amaç ülkede iki kesimin birbirine düşman olmasıdır. Zamanında her Kürt kökenli vatandaş ayrılıkçıymış şeklinde yaratılmaya çalışılan algı gibi, şimdi de her muhafazakar Atatürk ve cumhuriyet düşmanıymış gibi algılatılmaya çalışılıyor. Bu ülkenin insanları arasında gerçekte olmayan sorun, bilinçli bir propaganda ile varmış gibi gösteriliyor. Sevgili okurlarım biz bölünmedikçe, kendi vatanımızda kendi vatandaşlarımızla düşman olup çatışmadıkça Türkiye Cumhuriyeti’ne hiç bir şey olmaz. Bizi savaşarak yenemeyeceğini bilenler, birbirimiz ile savaştırmak istiyor.
Ayrılmamamız gereken tek yol akıl ve bilim yoludur…
SON DAKİKA HABERLERİ
NEWS
01 Mayıs 2026Kırklareli Merkez Canlı Seçim Sonuçları!
NEWS
01 Mayıs 2026İYİ Parti’den Sürpriz Belediye Başkan Adayı!
NEWS
01 Mayıs 2026İsrail Ordusu, Gazze’de Hamas’a Ait 21 Noktayı Vurduğunu Açıkladı!
NEWS
01 Mayıs 2026Covid Geri Dönüyor! Uzmanlar Tedirgin!
SPOR
01 Mayıs 2026Filenin Sultanları Olimpiyatlarda!
NEWS
01 Mayıs 2026Kovid-19’un Eris Varyantı Türkiye’de Görüldü!
NEWS
01 Mayıs 2026

