
Empati ikili ilişkilerimizde sıkça kullandığımız bir kavram. Karşı tarafın empati kurmasını isterken kendimiz bunu ne kadar becerebiliyoruz acaba?
İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmak deyimi gibi empati kurmadan, düşünmeden kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyi başkasına yapıyoruz genelde. Davranışsal olarak o an gözlemleyemesek de sonradan empati kurduğumuzda o iğne bize ister istemez batıyor. İkili ilişkilerde suçlamaya girmeden önce empati kursak belki de daha sağlıklı bir iletişim biçimine kavuşuruz. Aslında sadece tartışmalarımız da değil genel hayatımıza empati yapabilmeyi yayabilirsek daha mutlu, huzurlu ve vicdanı rahat insanlara dönüşürüz.
Her anlamda eksik etmememiz gereken empati şöyle açıklanıyor: “Empati, eşduyum ya da duygudaşlık, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır. Bebekler üzerinde yapılan incelemelere göre, doğuştan empati yeteneğimiz yüksek olmakla birlikte, uygun şartlarda hızla kaybedilebilen bir yetenektir. Empati yeteneğini sonradan kazanabilmenin yolu açık uçlu sorular sormak, yavaş hareket etmek ve yorumda bulunmak, hızlı yargılara varmaktan kaçınmak, kendi davranış ve düşüncelerimizi anlamaya çalışmak, geçmişten ders almak, olayları akışına bırakmak, kendimiz ve karşımızdakilerin davranışları için belirli sınırlar oluşturmaktır.”
Yaşanan diyaloglarda karşı taraftan empati kurmasını isterken bizler empati kurmayı beceremiyoruz. Böylelikle toksik ilişkiler çoğalmaya başlıyor. Rutinimize ne kadar çok uygulayabiliyoruz bilemem ama uygulamadan çekmememiz gerekiyor. Çünkü gerçekten empati kurduğumuzda ailemizin, arkadaşlarımızın, sevgilimizin yani değer verdiğimiz insanların yerine kendimizi koyduğumuzda isteklerini daha kolay algılayabiliyoruz. Tabii ki bunu suistimal etmeden ya da suçu kendimize tamamen yüklemeden başarılı bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekir. Yoksa empati adı altında bütün sorumluluğu kendimize yüklersek her şeyi alttan alan bireylere dönüşürüz. Her şeyin fazlası zarar diye boşuna demiyorlar. İnanın bencillik her ne kadar kötü adlandırsa da dozunda yapılan bencillik hiçte zararlı değil. Tıpkı empati gibi bütün duyguları dozunda yaşamalıyız. Sevdiklerimizle empati kurduğumuzda yani kendimizi bir de onların yerine koyup düşündüğümüzde olaylara karşı daha sağlıklı sonuçlar elde edebiliriz. Çünkü yıkıcı değil yapıcı olmak.
Aslında başkanın yerine koyup düşündüğümüzde o yapıcılığı elde edebiliyoruz. Günümüzde doğuştan gelen yetenek olarak adlandırılan empatiyi unutmuş durumdayız. Çünkü tamamen ben merkezci tutumlar sergiliyoruz. Kendi çıkarlarımız doğrultusunda empatiyi ilk an değil son anda yapmak geliyor aklımıza. Bu hiçte sağlıklı değil. Mental sağlığımız başta olmak üzere, kanseri bile stresten uzak kalarak, modumuzu yüksek tutarak yenebiliyorsak çevremizde daha sağlıklı iletişimlere ihtiyacımız var demektir.
İkili ilişkilerde başarabildiğimiz her pozitif duygu durumu genel hayatımıza yansıyor. İnsanlar olumsuza yatkın ve negatif durumu her ne kadar öncelik olarak hayatına çekse de aynısını olumlu yöne çevirmek mümkün. Birini tanıdığımız andan itibaren iyi ya da kötü olarak ilk önce bir duygu hissediyoruz mutlaka. Zaman geçtikçe bu ön yargılar kırılarak karşımızdaki insanın karakter özelliklerini kendimizce yorumlayarak kafamızda bir portföy oluşturuyor. Aslında istediğimiz kadar empati kuralım ne istendiğini ve ne düşünüldüğünü tam olarak kavrayamayız ama ucundan yakalayabiliriz. Sonuç olarak pespembe bir hayat mümkün olmasa da sağlığımız için iletişim biçimimize dikkat etmek zorundayız. İnişli ve çıkışlı yaşantımıza olumsuzluklardan ziyade güzel anılar biriktirmemiz dileğiyle.
SON DAKİKA HABERLERİ
NEWS
28 Mayıs 2026Kırklareli Merkez Canlı Seçim Sonuçları!
NEWS
28 Mayıs 2026İYİ Parti’den Sürpriz Belediye Başkan Adayı!
NEWS
28 Mayıs 2026İsrail Ordusu, Gazze’de Hamas’a Ait 21 Noktayı Vurduğunu Açıkladı!
NEWS
28 Mayıs 2026Covid Geri Dönüyor! Uzmanlar Tedirgin!
SPOR
28 Mayıs 2026Filenin Sultanları Olimpiyatlarda!
NEWS
28 Mayıs 2026Kovid-19’un Eris Varyantı Türkiye’de Görüldü!
NEWS
28 Mayıs 2026

